Sinema Haberleri

The Assistant

The Assistant, Sinema ve dizi takipçileri için The Assistant konusunu ele aldık.. Yazımızda The Assistant ile alakalı tüm ayrıntı kısmı siz değerli okurlarımıza anlatmaya çalıştık.

The Assistant

The Assistant, sinema sektöründe ihtişamlı bir yönetici koltuğuna sahip bir adamın asistanlığını yürüten Jane’in seneler gibi geçen bir gününe odaklanıyor. Gün ışımadan işe koyulan Jane, gün bittikten sonra işten çıkıyor. Güneşin aydınlığından çok uzakta, boğucu bir ofiste, olup biten her şey Jane’i (Julia Garner) çepeçevre sararken, onun tanık olduğu şeyler bu kurmaca filmin ötesinde, artık herkesin bildiği bir gerçekliğe dokunuyor. Daha önce iki belgesel yapımla tanınan yönetmen Kitty Green, ilk kurmaca uzun metrajında yine kurmaca ile aktarılan bir hakikatin peşinde. Harvey Weinstein’ın korkunç eylemlerinin ifşasıyla başlayan #MeToo hareketinden esinlenmekle birlikte, The Assistant, yaşanan korkunç hadiselerin yalnızca bir “canavar”ın kötülükleri değil, o canavar(lar)ı yaratan ve koruyan sistemin neticesi olduğunu göstermeyi amacında olan sakin ama kuvvetli bir yapım. Jane, sektörde tutunabilmek için son derece istekli ve hevesliyken, içine dâhil olduğu sömürü düzeni onun bu çabası ve bir gün iyi bir yapımcı olma hayaliyle besleniyor. Bu zincirde Jane daha çok ve en fazla çalışması gereken kişi olduğuna belli ki çoktan inanmış veya inanmak zorunda kalmış ki günlük rutin dâhilinde birbirinden alakasız gibi görünen tüm işleri yapmayı kabul ediyor. Lakin kötü kişilere sahip kan emen bir canavar gibi ofisin içinde yaşayan ve filmin seyircisine asla gösterilmeyen yöneticinin tam da bu yoğun iş düzenine ihtiyacı var, çünkü fakat böylece ne Jane ne de diğerleri onun insanlık dışı faaliyetlerini sorgulayacak vakti bulamayacak. Dahası bu yoğun çalışma rutini normalleşirse geriye kalan her şeyin de normal hayata dönmesine öncülük edebilecek. Zaten gücünden kimsenin şüphe duymadığı bu “görünmez” yönetici çalışanlarının her hareketini kontrol ediyor ve eğer kendisinin hoşuna gitmeyecek bir şey yapılırsa gücüne daha da güç katmak için ona yalvaran özür mailleri bekliyor – veya daha da korkuncu, çalışanları kendi iradeleri dâhilinde bunu yapmaları gerektiğini düşünüyor. Film boyunca bir çok kadının tecrübelerinden geriye kalan ufak tefek ispatları birleştirerek, yöneticisinin sektörde çalışmak için kendisine gelen kadınlara cinsel saldırıda olduğu kanaatine varan Jane, yapması gerektiği gibi insan kaynaklarına olan biteni anlatmak istiyor. Elindeki ispatların yetersiz olduğunu söyleyen bu bir başka erkek çalışan, sahnenin sonunda Jane’in içini rahatlatacak bir şey dile getirdiğini zannederken, bu şiddet ve istismar ağının ne kadar kuvvetli olduğunu da açık ediyor. The Assistant: Canavarın Deliğine Doğru Her ne kadar Kitty Green film ile ilgili vermiş olduğu bir röportajda yöneticiyi özellikle göstermemelerinin sebebi olarak sorunun bireyler değil sistem ve çalışma düzeni olduğunu belirtmiş olsa da, yöneticinin görünmemesi akla Foucault’nun görünürlük ve iç disiplin ile ilgili dile getirdiklerini getiriyor: görünürlük bir tuzaktır. Green, öte yandan sisteme odaklanmamız için yöneticinin temsil edilmemesi gerektiğini düşünürken aslında diğer yandan temsil edilemeyecek kadar karanlık olan bu gücün ağ sisteminin kusursuz işleyebilmesi ve iç disiplin oluşturabilmesi için kendisinin gizli kalması gerektiğine de işaret etmiş oluyor. Film tabi ki yalnızca sektördeki kadınların maruz bırakıldığı şiddete ve ayrımcılığa yer açmıyor. Chantal Akerman’ın filmografisinden esinlenen bir estetik tercihle, The Assistant bunun yanı sıra film yapım sürecinin ifşa olmasına da olanak sağlıyor. Özellikle klasik Hollywood zamanında çok daha derin bir görünmez anlatım inşasının kurulduğunu kabul edersek, seyircinin film evreninde kaybolup gitmesine, bir rüya alemine dalmasına olanak sağlayan kurgu ve sinematografi aracılığıyla bir filmin yapılış ve emek sürecine dair seyircinin çok da bir bilgisi olmuyor. The Assistant kendi…
The Assistant
The Assistant
2021-06-07
Esen Tan

Yazar Puanı

Puan – 95%

95

95%

Daha önce iki belgesel yapımla tanınan yönetmen Kitty Green, ilk kurmaca uzun metrajında yine kurmaca ile aktarılan bir hakikatin peşinde. Harvey Weinstein’ın korkunç eylemlerinin ifşasıyla başlayan #MeToo hareketinden esinlenmekle birlikte, The Assistant, yaşanan korkunç hadiselerin yalnızca bir “canavar”ın kötülükleri değil, o canavar(lar)ı yaratan ve koruyan sistemin neticesi olduğunu göstermeyi amacında olan sakin ama kuvvetli bir yapım.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!

95

The Assistant, sinema sektöründe ihtişamlı bir yönetici koltuğuna sahip bir adamın asistanlığını yürüten Jane’in seneler gibi geçen bir gününe odaklanıyor. Gün ışımadan işe koyulan Jane, gün bittikten sonra işten çıkıyor. Güneşin aydınlığından çok uzakta, boğucu bir ofiste, olup biten her şey Jane’i (Julia Garner) çepeçevre sararken, onun tanık olduğu şeyler bu kurmaca filmin ötesinde, artık herkesin bildiği bir gerçekliğe dokunuyor. Daha önce iki belgesel yapımla tanınan yönetmen Kitty Green, ilk kurmaca uzun metrajında yine kurmaca ile aktarılan bir hakikatin peşinde. Harvey Weinstein’ın korkunç eylemlerinin ifşasıyla başlayan #MeToo hareketinden esinlenmekle birlikte, The Assistant, yaşanan korkunç hadiselerin yalnızca bir “canavar”ın kötülükleri değil, o canavar(lar)ı yaratan ve koruyan sistemin neticesi olduğunu göstermeyi amacında olan sakin ama kuvvetli bir yapım.

Jane, sektörde tutunabilmek için son derece istekli ve hevesliyken, içine dâhil olduğu sömürü düzeni onun bu çabası ve bir gün iyi bir yapımcı olma hayaliyle besleniyor. Bu zincirde Jane daha çok ve en fazla çalışması gereken kişi olduğuna belli ki çoktan inanmış veya inanmak zorunda kalmış ki günlük rutin dâhilinde birbirinden alakasız gibi görünen tüm işleri yapmayı kabul ediyor. Lakin kötü kişilere sahip kan emen bir canavar gibi ofisin içinde yaşayan ve filmin seyircisine asla gösterilmeyen yöneticinin tam da bu yoğun iş düzenine ihtiyacı var, çünkü fakat böylece ne Jane ne de diğerleri onun insanlık dışı faaliyetlerini sorgulayacak vakti bulamayacak. Dahası bu yoğun çalışma rutini normalleşirse geriye kalan her şeyin de normal hayata dönmesine öncülük edebilecek. Zaten gücünden kimsenin şüphe duymadığı bu “görünmez” yönetici çalışanlarının her hareketini kontrol ediyor ve eğer kendisinin hoşuna gitmeyecek bir şey yapılırsa gücüne daha da güç katmak için ona yalvaran özür mailleri bekliyor – veya daha da korkuncu, çalışanları kendi iradeleri dâhilinde bunu yapmaları gerektiğini düşünüyor. Film boyunca bir çok kadının tecrübelerinden geriye kalan ufak tefek ispatları birleştirerek, yöneticisinin sektörde çalışmak için kendisine gelen kadınlara cinsel saldırıda olduğu kanaatine varan Jane, yapması gerektiği gibi insan kaynaklarına olan biteni anlatmak istiyor. Elindeki ispatların yetersiz olduğunu söyleyen bu bir başka erkek çalışan, sahnenin sonunda Jane’in içini rahatlatacak bir şey dile getirdiğini zannederken, bu şiddet ve istismar ağının ne kadar kuvvetli olduğunu da açık ediyor.

The Assistant: Canavarın Deliğine Doğru

Her ne kadar Kitty Green film ile ilgili vermiş olduğu bir röportajda yöneticiyi özellikle göstermemelerinin sebebi olarak sorunun bireyler değil sistem ve çalışma düzeni olduğunu belirtmiş olsa da, yöneticinin görünmemesi akla Foucault’nun görünürlük ve iç disiplin ile ilgili dile getirdiklerini getiriyor: görünürlük bir tuzaktır. Green, öte yandan sisteme odaklanmamız için yöneticinin temsil edilmemesi gerektiğini düşünürken aslında diğer yandan temsil edilemeyecek kadar karanlık olan bu gücün ağ sisteminin kusursuz işleyebilmesi ve iç disiplin oluşturabilmesi için kendisinin gizli kalması gerektiğine de işaret etmiş oluyor.

Film tabi ki yalnızca sektördeki kadınların maruz bırakıldığı şiddete ve ayrımcılığa yer açmıyor. Chantal Akerman’ın filmografisinden esinlenen bir estetik tercihle, The Assistant bunun yanı sıra film yapım sürecinin ifşa olmasına da olanak sağlıyor. Özellikle klasik Hollywood zamanında çok daha derin bir görünmez anlatım inşasının kurulduğunu kabul edersek, seyircinin film evreninde kaybolup gitmesine, bir rüya alemine dalmasına olanak sağlayan kurgu ve sinematografi aracılığıyla bir filmin yapılış ve emek sürecine dair seyircinin çok da bir bilgisi olmuyor. The Assistant kendi film evrenini bu emek süreci üzerine inşa ederek klasik Hollywood sinemasının anlatım stratejilerini de sorgulamaya olanak sağlıyor.

Kitty Green’in The Assistant ile herkesin bildiği bir gerçeği anlatıya dökmesi vesilesiyle bir kere daha hatırlamakta yarar var: sektör içinde kadınlara zorbalık yapanlar, şiddet gösterenler, bulundukları konumu suistimal edenler, beden algılarını ve psikolojilerini yerle bir edenler kendilerini biliyorlar. Ama daha da mühimsi, biz onların kim olduğunu bilinmekte.

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu