Dizi Haberleri

Loki 1. Sezon 1. Bölüm İncelemesi

Loki 1. Sezon 1. Bölüm İncelemesi, Sinema ve dizi takipçileri için Loki 1. Sezon 1. Bölüm İncelemesi konusunu ele aldık.. Yazımızda Loki 1. Sezon 1. Bölüm İncelemesi ile alakalı tüm ayrıntı kısmı siz değerli okurlarımıza anlatmaya çalıştık.

Loki 1. Sezon 1. Bölüm İncelemesi

Loki, bugüne dek Marvel Sinematik Evreni’nde yer almış belki de en iyi yapım. İlk bölümdeki performans sürdürülürse, tahtını kolay kolay kaptıramaz gibi duruyor. Loki’yi besleyen hemen her detay manalı bir gönderme, estetik harikası, oyunculuk şovu… Genelde Marvel yapımları yeni bir şey sunduğunda, “Bugüne dek bildiğiniz her şeyi unutun.” diyesim gelir. Loki’de ise, bugüne dek bildiğimiz her şeyi hatırlamamız gerekecek gibi duruyor. Çünkü fesatlık tanrısı Loki, bildiğimiz gerçekliklerde kırılmalar yaratmaveyaha ilk bölümden başladı.

Marvel Sinematik Evreni’nde, zaman temalı bir yapıma çok uzun süredir ihtiyacımız vardı. Doctor Strange ilk filminden bu yana zaman temasını kurcalamaya başlamış olsa da, evrene büyüyü takdim eden filmle eş zamanlı olarak zaman etrafındaki tartışmaları orada başlatıp bitirmek pek de olabilecek olmayacaktı. Doctor Strange in the Multiverse of Madness‘a hızla yaklaşır ve zaman temasının önemi artarken, Tom Hiddleston ve Owen Wilson’lı kuvvetli kadrosuyla Loki tüm açıkları kapatmaya geldi.

Loki vesilesiyle, eski yazılarımdan birini yeniden okuma fırsatı da yakaladım. 2017 senesinde, Marvel Sinematik Evreni’nde zamansal hadiselere bakınca “buralar hep dutluktu” diyebildiğimiz bir noktada, kısa bir dönem zaman temasına kafayı takmıştım. O sıralar büyük ölçüde gerçek zamanlı ve lineer ilerleyen evrenin zaman akışında şüphe uyandırıcı bir takım çelişkiler oluşmuştu. Keza Spider Man: Homecoming’in başında 4 yıllık bir açıklık ortaya çıkmaktadu. İşin enteresan yanı, Guardians of  the Galaxy’nin ikinci filminde de benzer bir 4 yıllık kayma yaşanmaktaydı. Genel görüş bunun bir hata olduğu yönünde olsa da ben o zamanlar da bu fikre pek inanmayarak “Marvel Sinematik Evreni Zaman Akışı: Neler Oluyor?”  diye bir yazı kaleme almıştım. Kaderin bir cilvesi olarak, tam dört yıl sonra çılgın komplo teorilerim büyük ölçüde doğrulanmış durumda. İlgili yazıda detaylarda fazla kaybolmuş olsam da iki mühim nokta, sinematik evrende şu an olduğumuz noktanın temel taşlarını teşkil ediyor. Bunlardan ilki, Marvel Sinematik Evreni’nde zamanın en belirleyici temalardan birine dönüşmesinin kaçınılmazlığı, ikincisi ise Marvel Sinematik Evreni için artık çoklu-evren (multiverse) tanımını kullanmamızın gerekliliği. Çok dikkat çekmeyen, hafif komplo teorisi çeşnili o yazıda bulunan, o sıralar pek dayanaksız her detay Loki ile birlikte tamamen teyit edilmiş durumda. Kevin Feige’ye şapkamı çıkartıp, Marvel nişanemi göğsüme takıp, Loki’ye bodoslama dalalım diyorum.

***Yazının bundan sonraki bölümü Loki’nin ilk bölümü ile alakalı keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerebilir.***

Loki: Marvel Evreninde Bir Doctor Who

Loki

Çok sıkı bir Whovian olarak bunu dile getirdiğime inanamıyorum fakat Loki, Doctor Who’nun 2010’ların ikinci yarısından bu yana vadedip de var edemediği o dizi olabilir. Gelecek bölümlerde nasıl bir gidişat olacak, ana hatlar dışında kestirmek biraz zor olsa da, 60’lar ve 70’lerin retro estetiğinin, bürokratik bir soğuklukla birlikte yaşamımıza yine o senelerın teknolojisiyle sirayet etmesi için seçilmiş yöntemler bile tek başına bir başarı. Nostalji rüzgarlarının daha geek yapımlarda karşımıza çıkıyor olması son senelerda bir hayli popülerleşti. Lakin bazı zamanlarda bu kadar başarılı bir dönem estetiği uyarlamasıyla karşılaşıyoruz. Marvel Wandavision’la, kısıtlı bir gerçeklikte bu fikirle nasıl oynanabileceğini göstermişti. Lakin Loki, dönem estetiği kullanımına kendi analog eklektikliğini yaratarak sınıf atlatıyor. Fütüristik ve nostaljik karışımının, cyperpunk olarak kategorize edilemeyecek bir bileşimiyle karşılaşmak normalde çok olabilecek bir deneyim olmasa da, Loki tam anlamıyla bunu seyirciye sunuyor.

Yalnız görsel olarak değil, hikâyedeki ince ayrıntı kısmıyla da etkileyici bir işle yüz yüzeyız. Dizi, tarihin en gizemli uçak kaçırma vakasının baş kahramanı D.B Cooper‘ın robot fotoğraflarınin Loki’yle benzerliğini bile ıskalamıyor. WandaVision ile ilgiliki haberler ilk kez duyulmaya başladığından beri gözlerimizin aradığı Mephisto’veyair bi hayli tatmin edici bir cevabının olduğunu ilk bölümden bi hayli fazla ima ediyor. Gözlerden kaçabilecek bir detay da, geçmişe dair önceden seyrettiğimizi düşündüğümüz sahnelerde fark etmesi çok zor, ufak tefek değişiklikler yaparak gerçeklik algımızla sürekli olarak oynanmış olması. Açıklamalara bu kadar eğilirken, öte yandan bütünleyici olan böyle muazzam bir yapımı hak ediyor muyuz emin bile değilim. Lakin fesatlık tanrısı Loki’nin Marvel hayranlarına armağansi, bolca fitne fücurluk içeriyor olacak gibi.

Yani Loki hiçbir detayı ziyan etmemiş durumda. Marvel evrenindeki bütün potansiyel ve geçmiş çelişkilerin, açıklıkların, değişimlerin, çizgiromanlar ve sinematik evren içindeki değişiklikların her birinin açıklanmasını olabilecek kılacak bir totoloji inşa ediliyor Loki’yle birlikte. Dizi böyle devam edecek olursa, Marvel Sinematik Evreni hepten yenilmez bir forma evrilecek. Bunun yanında, easter egg‘lerin ve saygı duruşlarının ötesinde, yönetmen Kate Herron’ın da açıkladıği gibi, Loki “bilimkurgu türüne yazılmış bir aşk mektubu”.

Doctor Who’yla Loki ilişkisine geri dönecek olursak: Doctor Who 60’larda yayın yaşamına başladığında, 1900’lerin başında Einstein’ın genel ve özel görelilik kavramlarıyla tartışılmaya başlanan zaman teorileri, popüler kültürün de tam ortasına yerleşmişti. Sadece Doctor Who değil, başka nice kurgu, bilimsel tartışmalardan yola çıkarak epey enteresan, yaratıcı konseptler geliştiriyordu. Uzay-zaman hususundaki en yaratıcı fikirlerin o senelerda üretildiğini düşünenlerdenim. Daha sonra birden fazla teori ve birden fazla fikir, birbirine benzer temalarla o tartışmalar etrafında döndü. Doctor Who gibi kimi kurgular o kadar kült ki, zaman yolculuğu içeren hiçbir işi Doctor Who ile kıyaslamadan düşünemeyiz. Bu nedenle Arrow evreninin bir parçası olan DC’s Legends of Tomorrow bile, bu durumu nasıl idare edeceğini dert etmiş ve ilk sezonlarında ana karakterlerden birini Doctor Who dizisinde Rorry’yi canlandıran Arthur Darvill’e vermişti. Hâliyle Loki’nin Doctor Who ile kıyaslanma ihtimalini nasıl yöneteceği benim için oldukça önemli merak konusuydu. Tema müziğinde Doctor Who temasındaki gibi theremin enstrümanının kullanılması, Loki’nin “Ha sen o mavi kutusu olan suçlusun.” diye adlandırılması, hatta hepsinin ötesinde “Doctor Who’nun Yargılanması” olarak da anılan 23. sezonunu feci biçimde anımsatan detaylarla dolu olması yönünden, Loki muazzam bir saygı duruşuna dönüşüyor. Sadece aşağıdaki videoyu izleyerek bile bunu fark edebilirsiniz.

Loki’yle birlikte, Marvel evreninde zamanın lineer akmıyor oluşu tümüyle netleşmiş oldu. Tıpkı David Tennant’ın 10. Doctor’unun anlattığı gibi, zaman “A big ball of wibbly wobbly, timey wimey stuff” yani “Dingildek mingildek, zamansal mamansal şeylerle dolu koca bir top”. Bu diyaloğa bir gönderme zaten 2016’da yayına giren “All-New, All Different Avengers Vol 1 6” sayısında da mevcut. İlgili sayıda Miles Morales’in Örümcek-Adam’ı, Thor’a zamanla alakalı bir şeyler anlatırken, “timey wimey stuff” diyerek tam anlamıyla buna gönderme yapıyordu. Loki’de tanıştığımız “Zaman Koruyucuları”nın, “Zaman Lordları” ile benzeşen bazı yanları olduğunu da fark etmemek olabilecek değil. Kısa olaraksı Marvel, Doctor Who’ya gerekli saygı duruşlarını gösterdikten sonra açıkça bir referans vermeyerek bu meseleden alnının akıyla sıyrılmış durumda.

Doctor Strange in the Multiverse of Madness’a Doğru

Gitgide büyüyen Marvel Sinematik Evreni’nin sigortası da Loki’yle iyice teorik açıdan aktarılacak bu zaman anlayışı olacak. Loki’de de bilgisi verildiğı üzere, Sonsuzluk Taşlarının belli bir zaman akışının mutlak koruyucusu olması, sinematik evrenin nasıl çoklu evrene dönüşebileceğinin temel belirleyicisi olacak. Esasında Spider-Man: Into the Spider-Verse filmi, bu hususta bir saha çalışması olarak da kabul edilebilir. Loki’yle birlikte, Spider-Verse’te takdim edilen düşüncesin geniş çaplı olarak yürürlüğe girdiğini anlıyoruz. Bu zaman teorisi, bilimsel karşılığını, Hawking’in de çok fazla inandığını dillendirdiği Feynman’ın geçmişlerin toplamı düşüncesinden alıyor. Hawking’e göre, evrenin bir değil, çeşitli olası geçmişleri vardı; ki bu da bizi çoklu-evren teorisine götürüyor. Kısa olaraksı Loki, teorik yönünden da altı dolu, Marvel’ın kendi evren(ler)i içinde kararlı durmasını sağlayacak birden çoklu evren düşüncesi için gerekli her taşı yerli yerine yerleştirecek gibi duruyor. Yakın geçmişte yayına giren tüm ufak tefek Marvel yapımlarının bizi bu yapıma götürmekte olduğunu anımsayınca, tüylerim diken diken oluyor.

Loki, kesinlikle Marvel Sinematik Evreni’nin ustalık eseri tadında ilerliyor. The Falcon and the Winter Soldier’ın vasatlığın sınırlarında yüzen kimi özellikleri yüzünden bozulan moralleri bir anda toparladığımız bir noktadayız. Bu da kamera önünde ve arkasında çok mühim isimleri buluşturmanın yaratabileceği mucizeleri bize bir kez daha hatırlatıyor. Ek olarak, geçmişten bugüne Kevin Feige’nin açıklamalarının Loki’de nasıl hepten şekil almaya başladığını görmek de bi hayli kıymetli. Benzer bir biçimde, WandaVison’da reklamlarda bulunan antidepresanın isminin niçin “Nexus” olduğu gibi minik gizemlere de yanıt bulabildiğimiz bir diziyle yüz yüzeyız. Nexus, TVA (Time Variance Autority/Zaman Sapmaları Otoritesi) aracılığıyla “Deliliğe doğru sürüklenen zamanda dallanmalar.” olarak tanımlanıyor. WandaVision’daki reklamlar ise Nexus’u “Bu ilaç, kendi gerçekliğinize demir atmanızı sağlayacak. Veya sizin seçtiğiniz gerçekliğe.” derken, tam anlamıyla ana zaman akışından kopuşu ifade ediyormuş. Buradan anlıyoruz ki, Wanda’nın kendisi de, Loki’nin ilk bölümündeki Loki gibi bir varyant, zamanda bir sapma. Açıkçası tüm bunların birbirine nasıl bağlanacağı hususundaki heyecanım gitgide artıyor.

Marvel Studios, kesinlikle her bakımdan benzer hiçbir popüler kültür ürününün erişemeyeceği bir mertebeye doğru ilerliyor. Loki hem bu genel gidişatın bir tamamlayıcısı, hem de bilhassa kendi içinde keyifli nice detay sağlıyor. Zamanla oynamanın sağladığı komedi imkânlarını ıskalamayan, TVA etrafında örülü ağır bürokratik ve faşizan ortamın sağladığı hiciv fırsatlarını da değerlendiren Loki, şu ana kadar Marvel’ın masaya sürdüği en kuvvetli kartlardan biri olacak gibi duruyor. Loki bu iddiayı 6 bölümlük sezonunun sonuna kadar götürebilecek mi, hep birlikte göreceğiz.

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu