Sinema Haberleri

In the Heights

In the Heights, Sinema ve dizi takipçileri için In the Heights konusunu ele aldık.. Yazımızda In the Heights ile alakalı tüm ayrıntı kısmı siz değerli okurlarımıza anlatmaya çalıştık.

In the Heights

In the Heights bir kutsal kitap olsaydı ilk cümleleri “Önce söz vardı. Söz Latin Amerikalılarla birlikteydi ve söz Latin Amerikalılardı.” olurdu. Senaryosunu Quiara Alegría Hudes’in yazdığı müzikalin söz ve müzikleri, Broadway’de sahnelendiği 2016 senesinden bu yana Amerika’yı kasıp kavuran Hamilton müzikalinin yaratıcısı Lin-Manuel Miranda’ya ait. In the Heights müzikalinin orijinal kadrosunda bulunan baş karakter Usnavi’yi canlandıran Miranda ve senarist Hudes’in kendi etnik kökenlerine, kültürlerine, cemaatlerine, bunun yanı sıra da Amerika’ya duydukları bağlılık ve aşkla yarattıkları müzikal, Amerikan rüyasıyla ilişkili azınlık temsillerinin Amerika’nın ana akım sinemasındaki en yeni örneği. Söze atfedilen iktidarın öneminin başından sonuna kadar farkında olan filmin ana çatısı, Latinx cemaatinin New York’taki senelera yayılan savaşını olabildiğince çeşitli ve geniş bir temsille yeni nesillere aktarmak üzerine kurulu. 2008 senesinde En İyi Müzikal başta olmak üzere dört dalda Tony ödülü kazanan ve yine aynı yıl Grammy ödülüne layık görülen müzikal, Dominik Cumhuriyeti’nden sekiz yaşındayken New York’a göçen ve Washington Heights’ta bir bodega (tekel bayii benzeri bir dükkan) işleten Usnavi’nin (Anthoy Ramos), onu Dominik Cumhuriyeti’ne dönmeye iten 142 dakikalık uzun soluklu hikâyesini ufak çocuklara anlatmasıyla başlıyor. Usnavi’nin hikâyesine, Washington Heights’ın gentrifikasyonu sırasında git gide artan kiralar ve dönüşen mahalle yüzünden evini, dükkanını ve cemaatini ayakta tutmaya çalışan bir çok yan kişiliğin tecrübeleri eklemleniyor. Güzellik salonunda çalışan ve moda tasarımcısı olma hayalini gerçekleştirmek için stüdyo kiralamak isteyen, Usnavi’nin biricik aşkı Venessa (Melissa Berrera), Stanford Üniversitesi’nde maruz kaldığı ırkçılık ve baş edemediği yalnızlık yüzünden okulu bırakıp cemaatiyle birlikte Washington Heights’ta yaşamak isteyen mahallenin ilk üniversite öğrencisi ve gururu Nina Rosario (Leslie Grace), Usnavi’nin en yakın dostu Benny (Corey Hawkins), Usnavi’nin, oturma izni olmadığı için eğitim ile ilgilin mahrum kalan ufak kuzeni ve çırağı Sonny (Gregory Diaz IV) ve son kez mahalledeki bütün çocukların manevi annesi Abuela Claudia’nın (Olga Merediz) hikâyesi müzikalin Usnavi’nin hikâyesiyle birlikte mühim ayaklarını oluşturuyor. Lakin müzikalin popüler olduğu dönemin üzerinden geçen on üç yıl, bu ismini zikrettiğim karakterlerin albenisini epey hırpalamış olmalı. Mizansen genişlediğinde hip-hop, merengue, bachata ve salsa türlerinin harmanlandığı müzik ve koreografilerle pandemi bunalımını söküp atan sekanslara sahip olan filmde müzikalin drama yönünü derinleştiren ve bütünü için vazgeçilmez olan bir karakter bulmak bi hayli zor. 2018 senesinde Crazy Rich Asians ile gişede de mühim bir başarı yakalayan yönetmen John M. Chu, In the Heights’ın salaş ve fiyakalı toplu sahnelerinde ritme yaptığı katkıyla maharetini konuşturuyor. Lakin kendisi de tıpkı oyuncular gibi, filmin sonuna doğru, West Side Story’nin ikonik yangın merdiveni sahnesiyle Romeo ve Juliet’ten ilham alan ve insanda uzak ilişki yürütmenin pek de zorlu olmayabileceğine dair bir yanılsama uyandıran “When The Sun Goes Down” sekansı dışında, müzikalin romantik aksına ve karakterlerin gelişimlerine yönelik yaratıcı veya etkileyici çözümler getiremiyor. Ayrıca müzikalin en kritik anlarından birinde, Usnavi’nin Dominik Cumhuriyeti’ne dönüp dönmediğini anladığımız bölümde, filmin atmosferinden kopuk görsel tercih, uyarlamanın en hayal kırıklığı yaratan anı olarak karşımıza çıkıyor. In the Heights: Aidiyet Karnavalı Bunun yanı sıra In the Heights, özellikle kişisel favorilerim olan “96,000”, “The Club” ve “Carnaval Del Barrio” sekanslarında, gidemediğimiz tıka basa dolu konserlere, terden sırılsıklam olduğumuz kulüplere, sıcaktan bayılmaya ramak kalmışken hep birlikte atladığımız denizlerle havuzlara olan özlemimizi ve her şeyden mühimsi güvenle birbirine bağlanmış bir topluluğun…
In the Heights
In the Heights
2021-06-16
Muhammed Sadık Özçelik

Yazar Puanı

Puan – 67%

67

67%

2008 senesinin hit Broadway müzikalinin sinema uyarlaması, 1960’lardan bu yana New York’un Washington Heights mahallesinde baskın topluluk hâline gelen Latinx cemaatinin, mahallede yaşanan gentrifikasyon sırasında hayallerinin peşinden koşan farklı kuşak ve kimliklerden üyeleri aracılığıyla topluluğun ayakta kalma savaşını aktarıyor. Latin Amerikalıların temsilinde yarattığı cümbüşle hayranlık uyandıran film, aynı cazibede kişisel hikâyeler ve karakterler ortaya koyamadığından toplu sahnelerde yarattığı büyülü atmosferi çoğunlukla “mahallesinin” dışına taşıramıyor.

Kullanıcı Puanları: 2.2( 1 oy)

67

In the Heights bir kutsal kitap olsaydı ilk cümleleri “Önce söz vardı. Söz Latin Amerikalılarla birlikteydi ve söz Latin Amerikalılardı.” olurdu. Senaryosunu Quiara Alegría Hudes’in yazdığı müzikalin söz ve müzikleri, Broadway’de sahnelendiği 2016 senesinden bu yana Amerika’yı kasıp kavuran Hamilton müzikalinin yaratıcısı Lin-Manuel Miranda’ya ait. In the Heights müzikalinin orijinal kadrosunda bulunan baş karakter Usnavi’yi canlandıran Miranda ve senarist Hudes’in kendi etnik kökenlerine, kültürlerine, cemaatlerine, bunun yanı sıra da Amerika’ya duydukları bağlılık ve aşkla yarattıkları müzikal, Amerikan rüyasıyla ilişkili azınlık temsillerinin Amerika’nın ana akım sinemasındaki en yeni örneği. Söze atfedilen iktidarın öneminin başından sonuna kadar farkında olan filmin ana çatısı, Latinx cemaatinin New York’taki senelera yayılan savaşını olabildiğince çeşitli ve geniş bir temsille yeni nesillere aktarmak üzerine kurulu.

2008 senesinde En İyi Müzikal başta olmak üzere dört dalda Tony ödülü kazanan ve yine aynı yıl Grammy ödülüne layık görülen müzikal, Dominik Cumhuriyeti’nden sekiz yaşındayken New York’a göçen ve Washington Heights’ta bir bodega (tekel bayii benzeri bir dükkan) işleten Usnavi’nin (Anthoy Ramos), onu Dominik Cumhuriyeti’ne dönmeye iten 142 dakikalık uzun soluklu hikâyesini ufak çocuklara anlatmasıyla başlıyor. Usnavi’nin hikâyesine, Washington Heights’ın gentrifikasyonu sırasında git gide artan kiralar ve dönüşen mahalle yüzünden evini, dükkanını ve cemaatini ayakta tutmaya çalışan bir çok yan kişiliğin tecrübeleri eklemleniyor. Güzellik salonunda çalışan ve moda tasarımcısı olma hayalini gerçekleştirmek için stüdyo kiralamak isteyen, Usnavi’nin biricik aşkı Venessa (Melissa Berrera), Stanford Üniversitesi’nde maruz kaldığı ırkçılık ve baş edemediği yalnızlık yüzünden okulu bırakıp cemaatiyle birlikte Washington Heights’ta yaşamak isteyen mahallenin ilk üniversite öğrencisi ve gururu Nina Rosario (Leslie Grace), Usnavi’nin en yakın dostu Benny (Corey Hawkins), Usnavi’nin, oturma izni olmadığı için eğitim ile ilgilin mahrum kalan ufak kuzeni ve çırağı Sonny (Gregory Diaz IV) ve son kez mahalledeki bütün çocukların manevi annesi Abuela Claudia’nın (Olga Merediz) hikâyesi müzikalin Usnavi’nin hikâyesiyle birlikte mühim ayaklarını oluşturuyor.

Lakin müzikalin popüler olduğu dönemin üzerinden geçen on üç yıl, bu ismini zikrettiğim karakterlerin albenisini epey hırpalamış olmalı. Mizansen genişlediğinde hip-hop, merengue, bachata ve salsa türlerinin harmanlandığı müzik ve koreografilerle pandemi bunalımını söküp atan sekanslara sahip olan filmde müzikalin drama yönünü derinleştiren ve bütünü için vazgeçilmez olan bir karakter bulmak bi hayli zor. 2018 senesinde Crazy Rich Asians ile gişede de mühim bir başarı yakalayan yönetmen John M. Chu, In the Heights’ın salaş ve fiyakalı toplu sahnelerinde ritme yaptığı katkıyla maharetini konuşturuyor. Lakin kendisi de tıpkı oyuncular gibi, filmin sonuna doğru, West Side Story’nin ikonik yangın merdiveni sahnesiyle Romeo ve Juliet’ten ilham alan ve insanda uzak ilişki yürütmenin pek de zorlu olmayabileceğine dair bir yanılsama uyandıran “When The Sun Goes Down” sekansı dışında, müzikalin romantik aksına ve karakterlerin gelişimlerine yönelik yaratıcı veya etkileyici çözümler getiremiyor. Ayrıca müzikalin en kritik anlarından birinde, Usnavi’nin Dominik Cumhuriyeti’ne dönüp dönmediğini anladığımız bölümde, filmin atmosferinden kopuk görsel tercih, uyarlamanın en hayal kırıklığı yaratan anı olarak karşımıza çıkıyor.

In the Heights: Aidiyet Karnavalı

Bunun yanı sıra In the Heights, özellikle kişisel favorilerim olan “96,000”, “The Club” ve “Carnaval Del Barrio” sekanslarında, gidemediğimiz tıka basa dolu konserlere, terden sırılsıklam olduğumuz kulüplere, sıcaktan bayılmaya ramak kalmışken hep birlikte atladığımız denizlerle havuzlara olan özlemimizi ve her şeyden mühimsi güvenle birbirine bağlanmış bir topluluğun parçası gibi hissetmenin ne demek olduğunu iliklerimize kadar hissettiren fazla coşkulu bir müzikal. 11 Haziran’da açık olan sinemalarla aynı anda HBO Max’te de gösterilmeye başlamasına ve ilk haftada gişede beklentiyi karşılamamasına rağmen büyük perdenin kendine özgü etkileyici deneyimini kutsayan bir film. Müzikal, Washington Heights’ın müzikten yapılma sokaklarında, mahallede İrlandalı nüfusunun yoğunlukta olduğu zamandan günümüze kadar geçen sürede yaşananları ve ufak hayallerin (suenito) peşinden gitmek için dayanışarak savaşmanın karşılığını olabildiğince geniş bir tabanın ahenkli sesinden, kapsayıcı bir biçimde aktarıyor. Porto Rikolu, Dominikli, Kübalı, Şilili, Meksikalı ve Latinx cemaatini oluşturan tüm bireylerin kuşaklara yayılan anlatısıyla sinemada temsilin ve öznesine ait olan sözün kıymetini yeniden hatırlatıyor.

En son ben bu yazıyı hazırlarken Lin-Manuel Miranda aracılığıyla yayına giren ve incelememle çok alakalı bulduğum bir metne değinmek istiyorum. Miranda, filmdeki Afro-Latin Amerikalıların ana rollerdeki temsilinin yetersizliğiyle alakalı gelen eleştiriler üzerine sosyal platform hesaplarından içten bir özür metni paylaşımı yaptı. Uzun senelerdır ana akımda temsil ve görünürlük hakkı elde etmek için mücadele veren çeşitli cinsel yönelime, cinsel ve etnik kimliğe sahip toplulukların, böylesine geniş bir temsil alanına sahip bir film için bile seslerini yükseltmeleri, sinema endüstrisinin iktidarının ve kaynaklarının gelecekte daha kapsamlı bir tabana yayılması adına bi hayli umut verici. Ayrıca kendi ana akım sinemamızdaki iktidar sahiplerine her fırsatta sesimizi yükseltmemiz için de ilham verici. In the Heights’ı olabilecekse salonlar açıldığında sinemada, olabilecek değilse bulabildiğiniz en geniş ekranda izlemenizi temenni ederek incelememi sonlandırıyorum.

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu