Sinema Haberleri

Cruella

Cruella, Sinema ve dizi takipçileri için Cruella konusunu ele aldık.. Yazımızda Cruella ile alakalı tüm ayrıntı kısmı siz değerli okurlarımıza anlatmaya çalıştık.

Cruella

Eğer 101 Dalmaçyalı serisinin kitaplarını okuyarak, filmlerini ve animasyonlarını izleyerek büyüdüyseniz, Cruella’nın kafanızı karıştırmasına hazırlanın. Film, Cruella de Vil’in yetişme öyküsünü yeniden yaratarak, kişiliği yeniden gözden geçirmemize yol açıyor. İyi ve kötünün siyah beyaz, eski tarz anlatısına punk bir hareketle müdahâle eden bir yapım var huzurlarımızda. 101 Dalmaçyalı evreninin ana karakterleri ve estetik unsurları korunurken, değişen tek bir şey var: Cruella’nın bunun yanı sıra Estella olduğunu anlamamız. Film aracılığıyla, uzun senelerdır tanıdığımız Cruella de Vil’in kimi takıntılarının kaynaklarının yaşadığı travmalar olduğunu anlıyoruz. Beklenenin aksine korkunç kötülüğünü değil, Cruella’nın insani taraflarını keşfettiğimiz bu hikâye, umduğumuzdan değişik bir arka plan sunuyor. Herkesi tatmin etmemiş olsa da bu anlatı eski “iyilerin” ahlaki üstünlüklerine karşı geliştirilmiş şairane bir yanıt olarak yorumlanabilir. Ahlak kaidelerinın dokunulmazlığının dönüştüğü, kötülüğün bireyselliğinin artık karşılık bulmadığı şimdilerde bu, eskimeye yüz tutmuş 101 Dalmaçyalı serisini hayat verecek türden bir yaklaşım. Ek olarak türcülükle mücadelenin gitgide ana akımlaştığı şimdilerde hikâyeye yeni bir bakış getirilmiş olmasını faydalı buluyorum. Cruella’nın aslında insanlara manipülatif davranıp, kürkü için köpekleri öldürmesi dışında ne kadar kötü olduğuna dair sağlam dayanaklar yoktu zaten. Hâliyle Cruella’nın hikâyesinin insanileştirilmesinin, köpek gibi evcil hayvanları diğer hayvanlardan değişik bir yerde konumlandıran sorunlu etik duruşu da kurtaran bir tarafı var. ***Yazının bundan sonraki bölümü Cruella ile alakalı keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerebilir.*** Aynı Bedende İki Kişi: Cruella ve Estella Filmin başında siyah beyaz saçlarla dünyaya gözlerini açan, farklı olduğu için 60’lı senelerın başından beri zorbalığa direnen Estella’yla tanışıyoruz. Estella ve Cruella daha o senelerdan aynı bedende yaşıyorlar, fakat uyum sağlamak maksadıyla Estella, annesinin sözünü dinleyerek Cruella’yı derinlere saklamaya karar veriyor. Filmin mühim bir bölümünde, hayallerine inanan annesi aracılığıyla büyük bir sevgi ve şefkatle yetiştirilmiş, onun için benliğinin mühim bir parçası olan Cruella’dan vazgeçmekten çekinmeyen Estella’nın yolculuğunu izliyoruz. Lakin Estella’nın uyum sağlama arzusu, taşımakta zorlandığı bir şey. Onun için gidişat, yaşıtlarından farklı davranan birden fazla çocukla aynı seyri izliyor ve sonunda okuldan atılıyor. Annesi, hayali moda tasarımcısı olmak olan Estella’yı, Londra’ya götürmeye karar veriyor. Bu noktaya dek, standart bir arka plan anlatısı var diyebilirim. Bu öykünün, çok daha yükseksını vadettiğini, annesinin yolda “bir arkadaşına” uğramaya karar vermesiyle fark ediyoruz. Çünkü uğradıkları ihtişamlı bina bi hayli tanıdık, kapısında “Hellman Hall” yazısı bulunan, Cruella’nın önümüzdeki zamanlarda yuvası. Filmin genelinde Estella ve Cruella içindeki geçişler bize ana kahramanımızın çoklu kişilik bozukluğu mu, başka bir psikolojik farklılığı mı yoksa kuvvetli bir drag kimliğinin mi olduğunu sorgulatıyor. İki ayrı anne figürünün etkileriyle sevgi gören ve desteklenen Estella ile istenmemiş, onaylanmayan, dışlanan Cruella’nın nasıl aynı ve farklı insanlar olduğunu kavrama şansı buluyoruz. Estella ve Cruella içindeki geçişler, her zaman çok ikna edici sayılmaz. Bazı anlarda bu imkânın istismar edildiğini bile söyleyebilirim. Lakin filmin geneline incelediğimizde bu düaliteyle başarılı bir biçimde oynandığını aktarabiliriz. Bu ikilik içindeki geçişler çoğu zaman kıyafet odaklı olduğu için, Cruella’nın bir drag persona olmaveyaha yakın oluğunu düşünüyorum. Baroness: Eski Cruella’nın Tahtının Yeni Sahibi Baroness, Hellman Hall’un sahibi, dönemin en ünlü modacısı. Cruella’nın hikâyesindeki en temel figür. Baroness üzerinden bir “matricide”, yani anne katli hikâyesi izliyoruz. Bu hikâyenin ayrıntı kısmı, mitolojilerde yaygın rastladığımız enerjikler çerçevesinde inşa edilmiş. Baroness, Cruella’nın olmak istediği her şeyin…
Cruella
Cruella
2021-06-01
Hazan Özturan

Yazar Puanı

Puan – 65%

65

65%

Cruella, gerçek zamanlı olarak ait olduğu bir evrene, önceden tanışmadığımız formatlarda eklemlenen bir hikâye. Yeni şeyler yapmaktan çekinmemiş, bunun büyük ölçüde altından kalkmış fakat müthiş olmayan bir yapımla yüz yüzeyız.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!

65

Eğer 101 Dalmaçyalı serisinin kitaplarını okuyarak, filmlerini ve animasyonlarını izleyerek büyüdüyseniz, Cruella’nın kafanızı karıştırmasına hazırlanın. Film, Cruella de Vil’in yetişme öyküsünü yeniden yaratarak, kişiliği yeniden gözden geçirmemize yol açıyor. İyi ve kötünün siyah beyaz, eski tarz anlatısına punk bir hareketle müdahâle eden bir yapım var huzurlarımızda. 101 Dalmaçyalı evreninin ana karakterleri ve estetik unsurları korunurken, değişen tek bir şey var: Cruella’nın bunun yanı sıra Estella olduğunu anlamamız.

Film aracılığıyla, uzun senelerdır tanıdığımız Cruella de Vil’in kimi takıntılarının kaynaklarının yaşadığı travmalar olduğunu anlıyoruz. Beklenenin aksine korkunç kötülüğünü değil, Cruella’nın insani taraflarını keşfettiğimiz bu hikâye, umduğumuzdan değişik bir arka plan sunuyor. Herkesi tatmin etmemiş olsa da bu anlatı eski “iyilerin” ahlaki üstünlüklerine karşı geliştirilmiş şairane bir yanıt olarak yorumlanabilir. Ahlak kaidelerinın dokunulmazlığının dönüştüğü, kötülüğün bireyselliğinin artık karşılık bulmadığı şimdilerde bu, eskimeye yüz tutmuş 101 Dalmaçyalı serisini hayat verecek türden bir yaklaşım.

Ek olarak türcülükle mücadelenin gitgide ana akımlaştığı şimdilerde hikâyeye yeni bir bakış getirilmiş olmasını faydalı buluyorum. Cruella’nın aslında insanlara manipülatif davranıp, kürkü için köpekleri öldürmesi dışında ne kadar kötü olduğuna dair sağlam dayanaklar yoktu zaten. Hâliyle Cruella’nın hikâyesinin insanileştirilmesinin, köpek gibi evcil hayvanları diğer hayvanlardan değişik bir yerde konumlandıran sorunlu etik duruşu da kurtaran bir tarafı var.

***Yazının bundan sonraki bölümü Cruella ile alakalı keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerebilir.***

Aynı Bedende İki Kişi: Cruella ve Estella

Filmin başında siyah beyaz saçlarla dünyaya gözlerini açan, farklı olduğu için 60’lı senelerın başından beri zorbalığa direnen Estella’yla tanışıyoruz. Estella ve Cruella daha o senelerdan aynı bedende yaşıyorlar, fakat uyum sağlamak maksadıyla Estella, annesinin sözünü dinleyerek Cruella’yı derinlere saklamaya karar veriyor. Filmin mühim bir bölümünde, hayallerine inanan annesi aracılığıyla büyük bir sevgi ve şefkatle yetiştirilmiş, onun için benliğinin mühim bir parçası olan Cruella’dan vazgeçmekten çekinmeyen Estella’nın yolculuğunu izliyoruz.

Lakin Estella’nın uyum sağlama arzusu, taşımakta zorlandığı bir şey. Onun için gidişat, yaşıtlarından farklı davranan birden fazla çocukla aynı seyri izliyor ve sonunda okuldan atılıyor. Annesi, hayali moda tasarımcısı olmak olan Estella’yı, Londra’ya götürmeye karar veriyor. Bu noktaya dek, standart bir arka plan anlatısı var diyebilirim. Bu öykünün, çok daha yükseksını vadettiğini, annesinin yolda “bir arkadaşına” uğramaya karar vermesiyle fark ediyoruz. Çünkü uğradıkları ihtişamlı bina bi hayli tanıdık, kapısında “Hellman Hall” yazısı bulunan, Cruella’nın önümüzdeki zamanlarda yuvası.

Filmin genelinde Estella ve Cruella içindeki geçişler bize ana kahramanımızın çoklu kişilik bozukluğu mu, başka bir psikolojik farklılığı mı yoksa kuvvetli bir drag kimliğinin mi olduğunu sorgulatıyor. İki ayrı anne figürünün etkileriyle sevgi gören ve desteklenen Estella ile istenmemiş, onaylanmayan, dışlanan Cruella’nın nasıl aynı ve farklı insanlar olduğunu kavrama şansı buluyoruz. Estella ve Cruella içindeki geçişler, her zaman çok ikna edici sayılmaz. Bazı anlarda bu imkânın istismar edildiğini bile söyleyebilirim. Lakin filmin geneline incelediğimizde bu düaliteyle başarılı bir biçimde oynandığını aktarabiliriz. Bu ikilik içindeki geçişler çoğu zaman kıyafet odaklı olduğu için, Cruella’nın bir drag persona olmaveyaha yakın oluğunu düşünüyorum.

Baroness: Eski Cruella’nın Tahtının Yeni Sahibi

Baroness, Hellman Hall’un sahibi, dönemin en ünlü modacısı. Cruella’nın hikâyesindeki en temel figür. Baroness üzerinden bir “matricide”, yani anne katli hikâyesi izliyoruz. Bu hikâyenin ayrıntı kısmı, mitolojilerde yaygın rastladığımız enerjikler çerçevesinde inşa edilmiş. Baroness, Cruella’nın olmak istediği her şeyin de ona zarar veren her şeyin de vücut bulmuş hâli. Annesi ve Baroness’in filmdeki tasvirleri üzerinden, Estella ve Cruella’nın temel farklarını da içeren kapsamlı bir ikilik inşa ediliyor. Baroness’in evcil hayvanı olan üç dalmaçyalı, Cruella’nın ilerleyen zamanlarda niçin dalmaçyalılara karşı bir takıntı geliştireceğinin temellerini atıyor. Hatta Cruella’nın ateşe yönelik takıntılarının altında bile, Baroness’in ona yaptıklarının yarattığı bir başka travma olduğu anlaşılıyor. Bu temellendirmelerin değeri ise tartışmaya açık durumda.

Bu arka planların eklenmesi hoş bir dokunuş, keza Cruella kişiliğinde uzun senelerdır yüzeysel bir kötülük temsili var. İsmini Türkçeleştirdiğimizde “Zalime Şeytan” gibi bir kelime öbeğiyle karşılaşıyoruz. Bu şeytani kişilik, tabi ki ateşten hoşlanan bir kişi olarak tasvir edilmiş önceki yapımlarda. Lakin Cruella filmi bu yüzeyselliğin yerini, belli travmalardan motivasyonlarını alan bir karakterle değiştiriyor. Hatta soyadının kaynağını bile, orijinine Cruella’nın ünlü arabasından ilhamını almasıyla açıklıyor. Keza Cruella’nın ikonik arabası siyah beyaz bir Panther de Ville.  Benzer bir gönderme, Hellman Hall’un isminden “-man” hecesinin atılmasıyla “Hell Hall” (Cehennem Konağı) isminin yaratmasıyla da yapılmış durumda. Kısa olaraksı, Cruella’nın özünde kötü olmasından ziyade, yaşamı boyunca karşısına çıkan önüne geçere direnen Estella’nın kendisine yarattığı bir savunma mekanizması olduğunu anlıyoruz.

Bu noktada Baroness kişiliğinin inşası, takdire şayan. Baroness, Estella’nın kendi kişisel Cruella’sı. Lakin Glenn Close’un başarılı, bir o kadar da abartılı Cruella’sından ziyade akıllara Meryl Streep’in Devil Wears Prada’daki Miranda kişiliğini getiriyor. Meryl Streep’in ne kadar iyi bir Cruella de Vil bulunacağını akıllara getiren bu çağrışım, boşuna değil. Miranda da, Baroness de beyaz ekranda bulunan en iyi narsist tasvirleri içinde. İngilizcesi “Malignant Narcissist” olarak geçen bu tip kötü huylu narsistlere gerçek hayattan bir misal olarak Jeffrey Epstein’ı düşünebiliriz. İnsanları bir araç olarak gören, sıkı rutinleri olan, çok spesifik besinler tüketen, görev tanımı farklı olan çalışanlardan alakasız taleplerde bulunabilen bu tip narsistler, hem senaristler, hem de seyirci için çok cazip bir tipoloji yaratıyor. Cruella filmi de bu imkânı, o kadar ikna edici olmayan, çok daha karanlık bir atmosfer yaratan psikopat yahut sosyopat bir karakter inşa etmek yerine tercih etmiş.

Bu tercihle alakalı en güçsüz detay, filmin içinde Baroness’in bir narsist olduğunun vurgulanması. Bu çıkarımın meraklı seyircilere bırakılmayıp, bunun bunun yanında dillendirilmesi, karakter inşasına dair yapımın o kadar da özgüvenli olmadığına dair bir gösterge. Cruella’nın kendisinin mental statüsüne dair ipuçları ise bi hayli karmaşık. Şimdiye kadar tanımış olduğumuz Cruella’ya dönüşecek mi, yoksa çiçeği burnunda bir karakter tasviriyle mi yüz yüzeyız, bu meselenin ucu açık. Lakin aslında hiçbir dalmaçyalı öldürmediği hâlde bu dedikodunun yayılması karşısında bireylerin bir kötüye ihtiyaç duyduğu, onun da bu boşluğu doldurmaktan tatmin olduğunu söylemesi, ikinci seçeneği daha olabilecek kılıyor. Özellikle de öncedenki yapımlarda ayak işlerini yapan Horrace ve Jasper’ın onun için bir aile gibi olması, Roger’a Pongo ve Anita’ya Perdita’yı kendisinin armağan etmiş olması ve köpeklerle yakın ilişkilerinin olması bu ihtimali bir hayli kuvvetlendiriyor.

Punk, Moda ve Filmin Görsel Dünyası

Film, içinde geçtiği zaman aralığında İngiltere’yi kasıp kavuran punk akımıyla, 101 Dalmaçyalı’nın kendi estetik imkânlarından muazzam bir sentez ortaya koymuş durumda. Siyah, beyaz ve kırmızının uyumu, Kendin-Yap! kültürü, çengelli iğneler, gazete deseni, kısacası kaosun yarattığı o rastgele ahenk estetik fırsata dönüştürülmüş. İki ayrı Sex Pistols göndermesinin hikâyenin içerisine muazzam bir biçimde yedirildiğini fark ettim. İlki, punk kültürünün imza cümlelerinden “No Future”ın “The Future”a dönüştürülmesi. İkincisi ise “God Save The Queen” (Tanrı Kraliçeyi Korusun) cümlesiyle aynı kültürel atfa sahip bir başka cümle olan “The King is Dead, Long Live The King!” (Kral öldü, Yaşasın Kral!) cümlesinin yapımın içinde sentezlenerek “The queen is dead, long live the queen!” şeklinde karşımıza çıkması. The Stooges’ın “I Wanna Be Your Dog” şarkısının cover‘ı da doğrudan punk tonu taşırken, filmin soundtrack listesi punk olmasa da benzer esintileri yaşatan nice dönem şarkısını kapsıyor.

Cruella, bi hayli klasik bir moda anlayışının ortasına inovatif bir biçimde yerleştirilmiş nice iyi moda fikriyle de dolu. Cruella’nın bazı kreasyonları o kadar şatafatlı ki, bilhassa çizgidizilerdeki uçuşan eteklerin ve kürklerin abartılı hissiyatını farklı metotlarla ekrana taşıyor. Moda dışında da bazı yerlerde, mesela Estella’nın filmin başlarında Hellman Hall’dan kaçtığı sahnede, kimi abartılı sahnelerle karşılaşıyoruz. Buradaki amacın animasyon serisi ve animasyon filmlerindeki estetiği yakalamak olduğu bi hayli aşikâr. Aynı durum, bazı karakterlerin karikatürize mimiklerinde de mevcut. Bu nedenle, kimi seyircinin gözüne batabilecek bu seçimler, aslında 101 Dalmaçyalı serilerinin tamamına bir saygı duruşu niteliğinde. Bazı kovalamaca sahneleri, çizgidiziyi çocukken izlemiş olanlara deja-vu yaşatabilecek kadar iyi.

Tüm bunlar filmin, kült bir yapımın yeniden hayata geçirilmesi aşamasında neler yapılabileceğine dair bi hayli iyi bir misal olarak kabul edilmesini olabilecek kılıyor. Yine de, Cruella kendisini 101 Dalmaçyalı evreninin hemen hemen dışına çıkan bir yerde konumlandırdığı için, eski seriye daha yakın olan bireylerin filmi beğenmemesi bi hayli olası. Aynı anda çok şeyi başarma girişiminin bir yan etkisi olarak, o kadar da oturmamış, farklı zamanlarda absürt kaçan birden fazla detay, yapımın değerini farklı zamanlarda sorgulatıyor. Lakin genel bir çerçeveden bakınca seyri bi hayli keyifli, denediği birden fazla şeyi hakkıyla yerine getirmiş bir yapımla yüz yüzeyız.

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu